Simli Resim

Simli Resim

...HOŞGELDİNİZ...

12/2/2008 - patik desenleri



Yaptığımız bu patiği o kadar çok beğendik ki, ayakkabı yerine kullanmak bile aklımızdan geçmedi değil bir an. Sizin de çok beğendiğinizden eminiz bu turuncu patiği.
Zorluk derecesi : 2

Kullanılan malzemeler : 3.5 numaralı şiş, Nako Vizon iplik, tığ

Yapılışı :

44 ilmek turuncu yün ile başlanır. 45 sıra 2 ters 2 düz lastik örülür.Daha sonra bir sıra düz örülür, bir sıra ters örülür. 3. sırada 2 ilmek 1 alınır, düz örülür ve 22 ilmek kalır. Bir sıra ters örülür. Düz sırasında her iki baştan 1 ilmek düz ördükten sonra 1 ilmek kesilir, her sırada toplam iki ilmek kesilir. Arka sıra ters örülür. Bu şekilde 6 ilmek kalana kadar devam edilir. 6 ilmeği ister üç şiş ile ister iki şiş ile 25 cm olana kadar örülür ve kapatılır. Örgünün diğer tarafından tığ yardımı ile 44 ilmek alınır. Buraya kadar yapılan işlemler bir kez daha tekrarlanır. İki yanı lastiğin bitiş yerine kadar dikilir. Üzerine sağ tekin, sağ; sol tekin sol tarafına ilmek tekniğiyle yapılmış gül ve yapraklar dikilerek bitirilir.

 

 

 


4 zincir çekilip kapatılır.

Birinci sırada her yuvaya çift batarak sık iğne yapılır.

İkinci sırada her yuvaya çift batarak ikili trabzan yapılır.

Üçüncü sırada bir çift bir tek batarak sık iğne yapılır.

10.sıraya kadar her ilmeğe tek batarak sık iğne yapılır.(Ayağın genişliğine göre ölçü azaltılır veya çoğaltılır.)

11.sırada ayağın üst bölümüne gelen kısıma,aralara iki z incir çekerek ikili trabzanla 5 tane kafes örülür.
Ayağın altına gelen kısımda her ilmeğe tek batarak ikili trabzan yapılır.
Bu sıradan sonra her ilmeğe tek,zincir üstüne üç tane sık iğne yaparak 6 sıra örülür.

Her üst sıraya çıkarken bir zincir çekilir.

Ayağın üstüne gelen bölümde oniki ilmek bırakılır, geri kalanı 20 sıra sık iğne yapılır.

Örülen parça ikiye katlanıp üst kısmından tığla sık iğne yaparak birleştirilir.

Üst çevreye bir sıra sık iğne yapılır.Sonra araya iki z incir çekerek ikili trabzanla 27 tane kafes yapılır.

Zincir üstlerine ikişer tane sık iğne yapılarak bir sıra örülür.
Araya 3 zincir çekerek sık iğneyle sabitleyerek 22 tane kordon kafesleri örülür.
                             



 

MALZEMELER
5,5 NUMARA ŞİŞ
NAKO MERİNO


YAPILIŞI
80 İLMEK BAŞLANIR.
10 CM.HAROŞO ÖRÜLÜR.
AYAK BİLEĞİNE GELECEK KISIM TIĞLA İLE ÇEVRELENİR.
İKİYE KATLANIR.
UZUN KALAN KISIM, KISA OLAN KISIMIN ÜST TARAFINA ÜÇGEN ŞEKLİNDE KATLANIP DİKİLİR.


                    


 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

12/2/2008 - bolero modelleri


MALZEMELER
2 Yumak Yeşil Nako Angora
Şiş No 4

YAPILIŞI
130 ilmek başlanır.3 ters 3 yüz 50 cm. örülür.
İkiye katlanıp dikine 3 er cm dikilir.Çevresine örümcek motif yapılır.
Kolları için de aşağıya daraltarak örümcek kol yapılır.

 


Kırmızı yün ipi ile 10 zincir çektim.3 zincir çektim 3 dolgu yaptım bu3 zincir çekip diğer 3 dolgu yaptım. Ve kabu şekilde 4 tane dolguyu oluşturdum. Beyaz ipe geçiyoruz 3 zincir örüğün tere 3 dolğu yapıp 3 zincir çekip 3 dolgu yapyım. Vve diğer boş yerleri de dolgu ile doldurup bir tur attım. pembe ipe geldiğimde sütaşı nın üzerine su taşı yaptım 3 zincir çektim ortaki boş kareye 3 tane dolgu yaptım ve tekrar 3 zincir çekip su taşı yapıp bir tur attım. başa geldiğim de tekrar bir tane su taşı yaptım 3 zincir çektim 3 dolgu yaptım tekrar 3 zincir çekip 3 dolgu yaptım 3 zincir çekip su taşı yapıp bir tur ttım. Tekrar başa geldiğim de su taşı yaptım 3 zincir çektim 3 karenin içine 3 er dolgu doldurup aralarına 3 zincir çekip su taşımı yapıp bir tur attım . sonra siyah ipe geldiğim de ise su taşının üzerine aynı işlemleri tekrarladım. Motif leri birşleştirip kol payını hesaplayıp aynı atkı örer gibi ördüğünüz zaman kol altlarını diktim. Siz de dikip kendini ze bolero yapabilirsiniz.

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

12/2/2008 - örgü şapka modelleri

<****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********>

Pembe, beyaz iplikten tığ ile örüldü fotoğrafta gördüğünüz şapka. Tığ kullanmaya yeni başlayanların bile kolaylıkla örebileceği şapkanın en güzel detayı tabii ki yanındaki gülü ve üste zincirle yapılan püskülü.
Zorluk derecesi : 1
Kullanılan malzemeler : Ekru iplik5 numara tığ
 Nasıl yapılır ?
 Ortadan 8 zincir yapılıp, halka haline getirilir. Halka içine trabzan yapılarak birinci sıra tamamlanır. İkinci sıra trabzan olarak devam edilirken 4 sırada bir birinci sıradaki deliğe 2 tane batırılarak, bu şekilde attırılıp ikinci sıra tamamlanır. Üçüncü sıra trabzan olarak devam edilir. 3 trabzanda bir alt deliğe 2 tane batırılarak arttırılıp örgüye devam edilir. Şapkanın yuvarlak olması için 9 sıra aynı şekilde arttırılarak yuvarlak elde edilir. Daha sonra 10 sırada iki zincir çekilerek trabzan yapılır. Yine ikinci zincir çekilir, iki ara verilerek trabzan yapılır. İki sıra arttırılmadan aynı şekilde örgüye devam edilir ve şapkanın bombesi oluşur. Sonraki sırada trabzanlar arasına üç zincir çekilerek trabzan yapılır.Son sırada ise dört zincir çekilerek trabzan yapılacağı için şapkanın volanı da oluşmuş olur. Gül Zincir çekilerek halka yapılır. İçi trabzanla doldurulur. Halkanın altına dört zincir çekilerek batırılır ve daha sonraki sırada bu halkaların içi trabzanla doldurularak gül yaprakları oluşur. Altına aynı işlem zincir sayısı ve halka sayısı arttırılarak yapılır, içi trabzanla doldurularak üç katlı gül oluşur
 
 

Kullanılan malzemeler:

125 gr. kağıt ip, hazır biye, boncuk

 Proje zorluk derecesi : 1

Yapım detayları: 6 zincir çekilerek kapatılır. 3 zincir çekilerek 10 tane trabzan yapılır. Resimde görüldüğü gibi 4 trabzan ikili yapılarak başın genişliğine kadar örülür. Sonra kasket kısmı için örülen yuvarlak ortalanır. Ve yuvarlağın yarısına kadar olan kısıma sık iğne yapılır. Her sırada birer eksiltilirek yuvarlak yapılır. sonra yuvarlak yapılan kısımlara yarım daire gibi olan yere yeniden sık iğne geçilir. Şapkamızın siper kısmı yapılmış olur

 

 

Kullanılan malzemeler:

2 ayrı ebruli renkli ip

5 numara tığ

Proje zorluk derecesi : 1

 Yapım detayları:Ortadan 10 zincir cekilerek yuvarlak olusturulur ve üzerine trabzan yapılır. 20 tane artırılarak devam eder. 3 trabzan 3 zincir seklinde kafesler yapılır en son güller yapılarak üzerine dikilir.

 

 

hırka modelleri

hırka modelleri

 

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

11/2/2008 - GÜZEL GİFLER

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

11/2/2008 - DİNİ HİKAYELER

Tevekkülün Böylesi



Dindar ve mütevekkil bir köylü varmış. Bir de inancı kısa bir hanımı varmış. Köylü dayının ne zaman bir şeyi kaybolsa hanımı feryadı basarmış. Adamcağız da hiç üzülmezmiş ve hanımına:
- Aman hanım, eğer o bize helâlinden bir şeyse Allah ya onun daha iyisini verir, veya onu buldurur, dermiş.

Adamcağız bir gün şehre inip öküzlerini sattıktan sonra öküzlerin parasını ve bir miktar da biriktirdiği yüz altınını mola verip oturduğu bir çeşmenin başında unutmuş. Eve gelince durumu farketmiş. Karısına haber vermeden hemen dönüp çeşmenin başına varmış. Fakat altının yerinde yeller esiyormuş. Hani ya kendisi de üzülmeden edememiş. Tabii hanımı duyunca büsbütün hasta olmuş. Bu adam bir gün kırda bir kuyudan su çekerken başındaki sarığını kuyuya düşürmüş. Hemen sarığını almak için kuyuya inip kuyunun içinde bir beze sarılı yüz altın bulmasın mı. Sevinçle yukarı çıkmış. Meğer altınları ilk kaybettiğinde bir çoban altınları bulmuş, eşkiyalar gelirken benden altınları alır diye kuyunun içine atmış eşkiyalar da hiç para bulamayınca çobanı bir güzel dövmüşler ve hasta etmişler. Bir kaç gün evden çıkmamış ve kuyudan altınları gidip de alamamış. Dindar köylüye altınları böylece geri gelmiş. Köylü ve hanımı Allah'a hamdetmişler.

Cennet Komşusu



Vaktiyle padişahlardan biri şehri dolaşmaya çıkmıştı. Tanınmamak için kıyafetini değiştirmiş, yanına da bir kölesini almıştı. Halkın kendi yönetimi hakkında neler düşündüğünü öğrenmek istemisti.
Mevsim kıştı. Soğuk her yeri kasıp kovuruyordu.
Yolu bir mescide düştü.
İki yoksul bir köşede titreyerek oturuyordu. Gidecek başka yerleri yoktu.
Onların ne konuştuklarını merak eden padişah yanlarına sokuldu.
Fakirlerden şakacı olanı soğuktan şikayet ediyordu:
- Yarın cennete gittiğimizde bizim padişahı oraya sokmayacağım! Cennetin duvarına yaklaştığını görürsem, pabucumu çıkarıp kafasına vuracağım.
Öteki merakla sordu:
- Onu niçin cennete sokmayacakmışsın?
- Tabii sokmam. Biz burada soğuktan donarken o sarayında keyif sürsün. Bizim halimizden haberdar olmasın. Sonra da kalkıp cennette bana komşu olsun. Ben öyle komşuyu istemem arkadaş, dedi.
Gülüstüler.
Padisah kölesine:
- Bu mescidi ve adamları unutma! dedi.
Saraya dönünce mescide adamlarını yolladı. İki fakiri alıp saraya getirdiler.
Zavallılar başımıza neler gelecek diye korkuyla bekleşirken onları dayalı, döşeli bir odaya yerleştirdiler.
- Burada yeyip, içip yatacak, padişahımıza dua edeceksiniz. Cennette size komşu olmasına karşı çıkmıyacaksınız, dediler.
Padişah ne iyi kalpli imiş, değil mi? Peygamberimiz yoksula yardım edenleri şöyle övmüştür:
"Bir mü'mini dünya dertlerinden kurtaranı, Allah, ahiret dertlerinden kurtarır."

 

Fakir ve Kör


Kibirli ve zengin birisi kapısına gelen bir fakire bir şey vermediği gibi, onu hem paylar hem de kapıyı yüzüne kapatır.. Zavallı fakir içlenir; bir tarafa çekilir ve oturur, ağlamaya başlar.. Bir kör, onun ağlamalarını duyar. Kalkar yanına gelir, niçin böyle üzgün olduğunu, ağladığını sorar.

Fakir olanı biteni anlatır.

Kör, teselli vererek, üzülmemesini, kendi evine gelmesini, evinde kalmasını, ekmeğini çorbasını kendisiyle paylaşmasını ister ve ısrarda eder. Fakir onun içtenliği ve ısrarı karşısında kabul eder, onunla gider.

Kör ona karşı çok güzel bir konukseverlik gösterir. Fakirin, hem karnı doyar hem de gönlü hoş olur.
Gönlü öyle hoş olur ki, o hoşnutluk içinde:
- Sen bana evini açtın, sen bana gönlünü açtın, Kadir Mevlamda senin gözünü açsın, diye dua eder.

Gece olur, körde bir gariplenir bir gariplenirki, o gariplik içersinde gözünden birkaç damla yaş damlar, gözleri birden açılır. Görmeğe başlar.

Körün görmesi ile ilgil i haber bir anda şehirde yayılır. Yer yerinden oynar. Bu haberi onu kapısından kovan, kovmakla kalmayan taş yüreklide duyar. İşin doğruluğunu anlamak için gözü açılan şahsa gelir:
- Çok şanslıymışsın. Gözün nasıl açıldı, kim açtı.
- Hey! seni gidi gafil seni, sen nasıl bir adammışsınki, öyle bir mübarek zatı azarladın, üzdün, yüzünü yıktın. devlet kuşunu bıraktın, baykuş ile meşgul oldun. Gözümün kapısını, senin yüzüne kapıyı kapattığın o kimse açtı.
- Desene kendime yazık ettim, öyle bir doğanmışki öyle bir devletmiş ki, kıymetini bilemedim, bana değil sana nasip oldu, ben avlayamadım sen avladın, der ve kıskançlıkla parmağını ısırır.

Dişini sıçan gibi hırsa batırmış kimse koca doğanı nasıl avlayabilir? İyilerin bastıkları toprak dermandıe, göz açar. ancakgönül gözü kör olanlar o dermandan gafildirler, kıymetini ne bilsinler.

Bostan ve Gülistan'dan uyarlanmıştır.

 

Musa a.s ve Cennetteki Arkadaşı



Hz. Musa Aleyhisselâm, bir gün münacatları esnasında «Ya Rabbî! Cennette benim arkadaşım kimdir, bana göster.» diye iltica eder. Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri:

- Ya Musa! Filan şehirde, filan çarşıda ve şu şemail ve isimde bir kasap vardır. O kimsedir, diye ilham eyler.

Hz. Musa Aleyhisselâm hemen hareket eder ve o kasabı bulur. Dükkânının karşı tarafında, bir miktar seyrederek ahvaline vâkıf olmak üzere oturur. Görür ki gayet gaddar ve zalim bir kimsedir. Sattığını hep eksik tartmaktadır. Hz. Musa'nın hatırına, bu kimse bana nasıl arkadaş olabilir, her halde o başka bir kimse olması lâzımdır, diye gelir. Tam o esnada Hz. Cebrail gelerek, o kimsenin olduğunu haber verir.

Hz. Musa Aleyhisselâm akşama kadar dükkânın önünde oturur ve akşam olunca, kasap bir miktar et alarak elindeki zembiline koyar ve evine gitmek üzere iken, Hz. Musa: «Ya kasap, beni misafir kabul eder misin? diye sorar. Kasap da «Buyurun, sizin gibi muhabbetli misafiri asla görmedim. Bu gece hizmetinizle şerefleneyim.» der ve beraberce giderler. Hemen Hz. Musa Aleyhisselâmm önüne yemekler ko-yar ve «Ey mübarek zat isterseniz siz yeyin. Şayet beraber yiyelim derseniz, bir miktar beklemeniz lâzım gelecek. Zira benim çok mühim bir işim vardır, müsâdenizle onu yerine getireyim.» der. Ve getirmiş olduğu eti iyice pişirip, evin köşesinde asılı bir zembıM aşağıya indirir. İçinden son derece küçük ve zayıf bir kadın çıkarır. O'nun ağzına yavaş yavaş eti verir. Karnını doyurduktan sonra altını da temizler ve tekrar yerine asarak Hz. Musa Aleyhisselâmın yanına gelir. Özür dileyerek birlikte yemek yemeye başlarlar.

Kadına yemek yedirirken kadının dudakları bir kaç defa hareket etmiş ve konuşur gibi olmuş. Bu hali Hz. Musa Aleyhisselâm farketmiş olduğu için o kimseye:

- Ey kişi, bu senin annen midir?

-Evet, annemdir. Çok ihtiyar ve mecalsizdir. Her gün böylece dükkândan geldiğim zaman hizmet ederim.

- Yemek yedirirken dudakları kıpırdadı. Sözü anlaşılır mı?

- Evet anlaşılır. Her ne zaman, karnını doyurup hizmetini yaptığımda «Ya Rabbî, bu oğlumu cennette Musa'ya arkadaş eyle.» diye dua eder.

- Ey kimse! Sana müjdeler olsun kî, annenin duası dergah-ı izzette kabul oldu. Musa benim, der ve ilham-ı ilâhî ile oraya geldiğini söyler.

O kimse de çok sevinir ve bütün günahlarına tevbe ve istiğfar ederek ibadet ile meşgul olmaya başlar.

Böylece annesine yapmış olduğu hizmet sebebi ile, salihler zümresine dahil olur.


Kaynak: Büyük Dini Hikayeler, İbrahim Sıddık İmamoğlu, Osmanlı Yayınevi

arkadaşlar en sondaki HZ.MUSA ve cenneti arkadaşı adlı hikayeden çok etkilendim.Ben bu hikayeyi daha önceden biliyordum.Kızım Kuran kursuna gittiğinde hocaları bu hikayeyi anlatmış.O da eve gelince bize anlattı.O da bende çok etkilendim.
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

11/2/2008 - PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI

PEYGAMBERIMIZIN DOGUMU

Peygamberimiz Fil vakasından 50 gün sonra ,Rebiullevvel ayinin on ikinci Pazartesi günü,tan yeri ağarırken, Mekke`de doğdu.PEYGAMBERIMIZ DOĞDUĞUNDA BAZI HADISELER VUKU A GELDI

Peygamberimiz doğduğunda bazı hadiseler vuku a geldi,bunlardan bazılarını söyle sıralayabiliriz:Peygamberimiz ,Anadan Sünnetli ve göbeği kesik olarak doğdu. Peygamberimiz doğarken, çocukların yere düştükleri gibi düşmeyip ellerini ,yere dayamış başını semaya kaldırmış olarak doğdu.Peygamberimiz doğduğu zaman ,bir yıldız doğmuş ve bilginler, bu yıldızın doğduğu gece,Ahmed doğmuştur Dediler.Bir çok Yahudi Alimi Tevrat tan inceleme ile peygamberimizin bu gecede doğduğunu yakınlarına bildirmişlerdir.

Peygamberimiz doğduğu gece Kisranin sarayından on dört şerefe yıkıldı İranlıların,bin yıldan beri hiç sönmeden yanan Atesgedeleri sönüverdi.Save Gölünün suyu çekildi.Sema ve Vadisini su bastı.Iran Sahi, Arapların, ülkesini istila edeceğini rüyasında gördü,ve telaşa düştü.PEYGAMBERIMIZIN BABASI HZ.ABDULLAH

Peygamberimizin babası Hz. Abdullah Kureyş’in ileri gelen delikanlılarından idi. Güzel yüzlü,iki gözü arasında peygamberlik nurunu taşıyordu.Mekkenin bütün genç kızları onunla evlenmek için can atarlardı.Babasına o kadar itaatliydi ki babasının izinden hiç çıkmazdı.Hatta birinde babası Abdulmuttalip Allaha dua etmiş ve ``Allahım eğer bana on erkek evladı verirsen onlardan birini senin için kurban edeceğim``demiş ,on evladı olunca da Allaha verdiği sözü tutmak için oğlu Abdullahı kurban etmek istemiştir.Oğlu Abdullah babasına itiraz etmemiş ve boyun eğmiştir Etraftan yapılan eleştirilerle oğlunu kurban etmekten vaz geçmiş onun yerine 100 Adet Deve kurban etmiştir. Hz. Abdullah hz. Amine ile evlendikten Kısa bir müddet sonra gittiği ticaret kervanından dönerken yolda hastalandı. Medine’de dayısı Beni Adiy bin. Neccarin yanında bir ay hasta aldıktan sonra vefat etti.Hz. Abdullah vefat ettiği zaman Peygamberimiz henüz Anne karnında altı aylıktı.

PEYGAMBERIMIZIN SÜT ANNEYE VERILISI

Yeni doğan çocukları süt anneye vermek; Kureyş ve sair Arap eşrafının adeti idi.

Bu da; kadınların kocaları ile daha iyi meşgul olmalarını ve çocuklarında ,özellikle ,havasının güzelliği, rutubetinin azlığı ve suyunun tatlılığı ile tanınan yerlerde yasayan şerefli kabileler arasında, sağlam vücutlu,siki etli, cesaretli yetişmelerini ve düzgün, pürüzsüz konuşmayı öğrenmelerini sağlamak içindi.

Mekke çevresinde ve Harem içinde oturan kabilelerden Süt annesi olanlar, her yıl iki defa, yaz ve güz olmak üzere Mekke`ye gelirler,çocukları alıp götürürlerdi.

Peygamber efendimizi(A.S) Ben`i Sa`d b.Bekr kabilesinden Süt annesi Halime hatun götürdü.

Peygamberimizin Süt kardeşleri şunlardır::

Abdullah b. Haris,Üneyse binti.Haris,Şeyma bint-i Haris.

Peygamberimizi Yetim olduğu için Arap kadınları kabul etmemiş; sadece kabilesine götürecek çocuk bulamayan Halime, eli bos gitmemesi için peygamberimizi kabul etmişti.Peygamberimizi aldıktan sonra Halime ve Ailesinin yaşam tarzı bir anda değişti.

Bunlardan bazılarını Halimenin dilinden dinleyecek olursak; Halime Hatun der ki;`` İçinde bulunduğumuz kuraklık ve kıtlık yılında hiç bir şeyimiz kalmamıştı. Ben, kır merkebimin üzerinde idim.Yanımızda, yaşlı bir devemiz vardı,bize bir damla süt vermiyordu.

Üzerinde bulunduğum merkebin ağır yürümesi yol arkadaşlarımı çileden cıkartıyordu.Nihayet Mekke’ye varıp emdirilecek oğlan çocukları aramaya başladık. İçimizden hiç bir kadın Muhammedi almak istemiyor,ondan uzak duruyorduk. Çünkü, bizler emdireceğimiz çoçuğun babasından bahisse kavuşmayı ve ondan armağanlar almayı bekliyorduk.

Bir ara Muhammed in dedesi Abdulmuttaliple karşılaştım,bana; İsmin nedir ?diye sordu.

Halime dedim. Bana;Ey Halime! Benim yanımda bir yetim çocuğum var onu emzirmek için Beni Sa`d kabilesi kadınlarına teklif ettim öksüz olduğu için kabul etmediler. Sen kabul eder misin? Ben ,``bana biraz müsaade ette kocama bir danışayım``dedim.

Hemen kocamın yanına döndüm,ona haber verdim. Kocam izin verince Muhammedi aldım.

Muhammed bize gelince,evimiz öyle bereketlendi ki kocam la hayretler içinde kaldik.Sütü çekilmiş olan devemizde sütler fazlaca akmaya, zayıf olan merkebimizi,yolda başka hiç bir binek hayvan geçememeğe,davarlarımıza inen süt hiç bir davara inmemeye başladı.

Peygamberin Çocukluğu daha değişikti. Daha iki Aylık iken,her tarafa yuvarlanmaya çalışıyordu.Üç Aylık olunca Day durmaya çalışıyordu.Dört Aylık olunca, duvara tutunup yürüyordu.Beş Aylık olunca bir yere tutunmadan yürüyebiliyordu.Altı Ayı tamamlayınca, yürümeyi hızlandırmıştı.Yedi Aylık iken her tarafa gidebiliyor,koşabiliyordu. Sekiz Aylık iken,konuşuyor,konuşulanı anlayabiliyordu.On Aylık iken Ok atabiliyordu. İki Yılı doldurduğu zaman,oldukça, iri ve gösterişli bir çocuk olmuştu.Onu Annesine götürdük, Amma,biz,Onun yüzünden gördüğümüz hayır ve bereketten dolayı, Yanımızda bir müddet daha tutmaya çok istekli bulunuyorduk.HZ.AMINENIN MEDINE ZIYARETI VE VEFATI

Hz. Amine Peygamberi de yanına alarak Medine’deki Neccar oğullarından olan Dayılarını ziyarete gitti. Orada peygamberle, bir ay kadar misafir oldular.

Yahudi kavmi peygamberimizi orada görünce onu devamlı kontrol edip hal ve hareketlerine dikkat ediyorlardı. Hz. Amine Yahudilerin Peygamberimiz hakkında takındıkları tavırlardan korkmaya başladı Ve acilen Mekke ye dönmek için yola koyuldular.

Hz. Amine, Mekke’ye gelirken, yolda hastalanıp Evba köyünde durakladi.Başucunda duran Peygamberimizin yüzene baktı.Sonra da söyle hitap etti:

``Ey çekilen dehşetli ölüm okundan, Allah in lutfu ve yardımı ile yüz deve karşılığında kurtulan zatin oğlu!Allah, Seni,mübarek ve devamlı kilsin! Eğer rüyada gördüklerim doğru çıkarsa,Sen Celal ve bol ikram Sahibi tarafından,Adem oğullarına helal ve haramı bildirmek üzere gönderileceksin! Allah, Seni milletlerle birlikte devam edip gelen putlardan, putperestlikten de, esirgeyecek,alıkoyacaktır.

Her canlı varlık ölecektir. Bende öleceğim.Fakat temelli anılacağım Çünkü, temiz bir oğul doğurmuş,arkamda hayırlı bir anı bırakmış bulunuyorum demiştir.

Ve hz. Amine Ebva da vefat etti.Hazret-i Amine vefat ettiğinde 30 yaşlarında idi.

Dünyada,böylece Babasız ve Annesiz kalan Peygamberimizi,yüce Allah,hamisiz bırakmadı: Önce dedesi Abdulmuttalibin yanında, sonra da amcası Ebu Talib-in yanında kaldı. Peygamberimiz, sekiz yaşına kadar,Dedesi Abdulmuttalibin yanında,sekiz yaşından sonra da Amcası Ebu Talib-in yanında kaldı.PEYGAMBERIMIZIN TICARET HAYATINA ATILISI

Kureyşliler, öteden beri ticaretle uğraşırlardı. Ticaretle uğraşmayanların ise,ellerinde hiç bir şeyleri bulunmazdı. Peygamberimizin de, hazreti Hatice hesabına ticarete başlamadan önce, ticaretle uğraştığı olmuştur. Nitekim, Said b.Ebu Saib, Islamiyetten önce Peygamberimizin ticaret ortağı idi.Peygamberimizin,ticaret yapmak için, sermayesi olmadığından,hazreti Hatice peygamberimizi ücretle tuttu ve Kureyşilerden tuttuğu, başka bir zatıda, Peygamberimizin yanına kattı. Hazreti Hatice yapacağı her sefer için, Peygamberimize, ücret olarak genç ve yiğit birer erkek deve veriyordu. Peygamberimiz, Hazreti Hatice`nin ticaret Malını Şam`a götürmek için ,ilk defa dört tane erkek ve genç deveye anlaştılar. Peygamberimizle Kervan halkı Şam`a gitmek için yola koyuldular: Şam topraklarından Busraya vardıklarında peygamberimiz orada getirdiği bütün malları çok karlı bir şekilde satıp alacaklarını aldıktan sonra,Mekke’ye yardımcısı olan Meysele ile birlikte geri döndü.PEYGAMBERIMIZIN EVLENMESI

Peygamberimiz hazreti Hatice adına ticaret yaparken, Peygamberimizdeki harikulade halleri görmüş ve yardımcısı Meysele ile Peygamberimize evlilik teklif etmişti. Peygamberimiz bu teklifi kabul ederek Kureyşlilerin en soylu kadınlarından olan hazreti Hatice ile evlendi.

PEYGAMBERIMIZIN COCUKLARIPeygamberimizin, hazreti Haticeden,iki erkek çocuğu,dört kız çocuğu doğmuştur Isimleri şöyleydi: Kasim, Abdullah, Zeynep,Rukayye ,Ümmü Külsüm,Fatima ve Cariyesi Mısırlı Maria`dan doğan Ibrahim`dir.

KABENIN KUREYŞILERCE YENIDEN YAPILISI VE PEYGAMBERIMIZIN HAKEMLIGIBir Kadın, Kabe Hareminde buhurdanlıkta Öd ağacı yaktığı sırada , buhurdanlıktan sıçrayan bir kıvılcımdan Kâbenin kat kat olan örtüsü tutuşup tamamı ile yanmış, bu yüzden duvarlar da her taraftan gevşeyip çatlamış bulunuyordu. Zaman, zaman sahilden gelen sel baskınları ilede Kâbenin tabanı ve duvarları da iyice yıkılacak duruma gelmişti.

Bunun icin,Kureysliler Kabenin duvarlarını onarıp sağlamlaştırmak ve üzerinede,tavan çatmak istiyorlar,fakat, yıkmağa kalkarlarsa azaba ugrayabileceklerinden korkuyorlar,aralarinda meşvere ediyorlardı.

Am bu sırada Rum tüccarlarından birisine Ait olan inşaat malzemesi yüklü bir gemi Cüdde sahillerinde parcalandi,bunu fırsat bilen Kureyşliler aralarında yardımlaşarak bu batan gemiden Kabe inşaası için gerekli malzemeleri almış oldular.Ve Kâbenin inşaatına başladılar.

Hacerül Esved taşı yerine konulacağı zaman kabileler ,birbirleriyle anlaşamadılar. Hatta işi okadar ilerlettiler ki aralarında kavga yapmaya çok az bir zaman kaldı. Kureyşiler, Bu iş üzerinde, dört veya beş gece durdular. Sonra Kureyşin yaşlılarından Ebu Ümeyye b. Mugire bir teklifte bulundu;

Teklifine göre ,mescidin kapısından giren ilk kişi bu taşı koymak için hakem olacaktı. Bütün kavmin uluları bu teklifi kabul ettiler.

Tam bu sırada peygamberimiz içeri girdi, bütün kureyşliler el çırparak El-Emin`in hakemligine razıyız dediler.

Peygamberimiz de hakemlik yaparken bütün kabilelerden birer kişi alarak Hacerul Esved-i bir beze koydurdu,ve onu konulacak yere getirttikten sonra besmele çekerek kendi elleriyle Hacerul-Esvedi yerine koymuş oldu.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

MERHABA BEN SAADET.NÜFUS CÜZDANIMDA MERYEM YAZIYOR.TAKMA İSİM FALAN DEĞİL.BEN KARDEŞİMLE İSMİMİZİ DEĞDİŞTİRMEK İSTİYORDUK KÜÇÜKKEN.SONRA DEĞİŞTİRDİK.DEĞİŞTİRDİK DERKEN ONUN NÜFUSUNDA SAADET YAZIYOR ARTIK.BENİMDE MERYEM.AMA HERKES BANA SAADET DER.AMA BEN BLOGUMUN ADINI MERYEM KOYDUM. SEVGİLERİM MERYEMLE95

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Blog ekle

Kategoriler

Arkadaşlarım

Image Hosted by ImageShack.us
gulumseyisim
Image Hosted by ImageShack.us
sekerkiz94
Image Hosted by ImageShack.us
iremgirl95
Image Hosted by ImageShack.us
ulkemizicinelele
Image Hosted by ImageShack.us
katzchen
Image Hosted by ImageShack.us
renkperileri


Simli Resim

Simli Resim